• 444 4 208
  • info@yatirimymm.com

Teknoloji Strateji Planı

Teknoloji Strateji Planı

Günümüz ekonomisinde teknoloji konusu varlık göstermenin olmazsa olmaz şartı. Bilim ve sanayinin uyumlu ve ortak çalışmasını öngören teknoloji konusu ülkemizde uzun bir süre 2003 yılına kadar birbirine yabancı hatta düşman kalmış iki kardeş… Bunun sebeplerini bugün tartışmak veya değerlendirmek istemiyorum. Daha ziyade; bu iki kardeşi daha çok ve daha iyi barıştırmak için “neler yapabilirizi” konuşmak istiyorum… Ne durumdayız… “Dördüncü Sanayi Devrimi” ve “Yeni Dünya Ekonomisi”. Ülke olarak bu yeni modellerde; yani yeni dünyada ve yeni dünya ekonomisinde neredeyiz?.. Her iki modeli birleştirdiğimizde üç önemli ayak ortaya çıkıyor:
  1. Akıllı teknolojik üretim,
  2. Ar-Ge ve
  3. Yeni ürün.
“Yeni Ürün” önceki iki ayağın sonucu. Ancak hepsinin ortak ve en önemli paydası “teknoloji”… Son yıllardaki atakla Ar-Ge oranımızı, üç kat artırarak yaklaşık % 1 seviyesine çıkardık. Dünya ticaret hacminde ön taraflarda yer alan ülkelerde bu oran, % 3-4 düzeyinde. “Teknolojik Üretim” konusunda en iyi gösterge ise teknolojik ürün ihracatındaki rasyomuz: o da % 4 sevilerinde. Bu oranımızı da son 12 yılda yaklaşık 4 misli artırdığımızı ve gelişmiş ülkelerde bu oranın % 25 seviyelerinde olduğunu ifade edeyim. Yüksek organize ve güçlü irade… “Bilim ve Sanayi işbirliği nasıl gerçekleştirilebilir?” konusunu üst seviyeden odaklandırmak ve iyi planlamak gerekiyor. Bunu inhisar ettirebilirsek; “Ar-Ge ve teknoloji üretimi nasıl yaygınlaştırılabilir” problemine ilişkin çözüm veya cevapları da tespit etmiş oluruz. Bu iki boyutu tam olarak gerçekleştirmemiz gerekiyor… Lazımlar… Ülkemizde Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı var. Ve yazımızın konusu da bu bakanlık tarafından yönetiliyor. Ancak kanaatimce olayı farklı yönleriyle ele almamız ve değerlendirmemiz gerekiyor. Daha farklı inovatif yaklaşımlar sergilememiz gerekiyor;…
  • Herşeyi devletten beklemeden gönüllü Ar-Ge ve Teknoloji kuruluşlarını kurmamız ve iyi organize etmemiz iktiza ediyor,
  • Bilim (üniversite) ve sanayiyi bir araya getiren çalıştayları sık sık yapmamız gerekiyor,
  • Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını “reorganize” ederek ayrı ayrı Bilim Bakanlığını, Araştırma Bakanlığını ve Teknoloji Bakanlığını kurmamız lazım geliyor,
  • Kurulacak her üç Bakanlığı İstanbul, İzmir, Kayseri, Gaziantep gibi büyük ve sınai illerde yerel olarak da örgütlemek gerekiyor,
  • Gönüllü Araştırma ve Teknoloji Kuruluşlarının, müşterek ilgi alanlarını ve işlerin tanzimini her cihetten yardım eden ve yol gösteren durumunda olmayı vazife edinmesi gerekiyor,
  • Bu kuruluşların, dış ülkelerdeki benzer araştırma ve teknoloji organizasyonlarıyla aktif münasebetler ve dostluklar geliştirmesi gerekiyor,
  • Ar-Ge, Teknoloji ve Sanayi üçgeni daha metodik, daha sistematik, daha analitik ve daha prodüktiv özellikli. Bu sebeple; hem bu çalışmaların hem özel sektörün birçok alanda finanse edilmesi ve vergisel destekte bulunulması gerekiyor,
  • Üniversitelerimizin bünyelerinde birçok dalda “Araştırma Uygulama Merkezleri” var. Bu merkezlerin daha aktif çalışması sağlanarak sanayiye yönelik pratikliğini artırmak gerekiyor,
  • Ticaret ve Sanayi Odalarının bu konuda daha aktif duruma getirilmesi gerekiyor: bu odaları sadece mesleki kurumlar statüsünden çıkarıp “Ar-Ge ve Teknolojik gelişim” konusunda misyon ve vizyon yükleyerek çalışma yapmasını sağlamak gerekiyor,
  • Ar-Ge çalışmaları hali hazırda “sadece” harcamalar noktasında vergiden mahsup edilebiliyor. Ancak bu desteği, geliştirilen teknolojik ve yeni ürünün atışından elde edilen “kazancın vergiden müstesna tutularak” da desteklenmesi gerekiyor.
Evet… Yapabiliriz… Çok yönlü, farklı ve detaylı bir bakış açısıyla Ar-Ge ve Teknoloji konusunda istediğimiz seviyeyi rahatlıkla iktisap edebiliriz. Bunu gerçekleştirebilecek hem siyasi hem de ekonomik iradeye sahip olduğumuzu düşünüyorum… Sıçrama döneminde bu konuyu çok ama çok önemsememiz gerekiyor… (11.06.2017 tarihli YeniBirlik gazetesinde yayımlanmıştır)

Yorumlar

Makaleler

Tüm Hakları Saklıdır. © 2019